
Hiç aşık oldunuz mu?
Olmadıysanız
ve gençseniz yakında sizin de kapınız çalınabilir. Şayet yüksek sesle “onu
seviyorum” demek geliyorsa içinizden, aşk öykünüz başlamak üzeredir. Kimbilir
belki de başlamıştır bile.
Aşkta
yaş konu edilemeyeceğine göre, yaşlı olsanız da, aşık olma şansınız ya da
şansızlığınız olabilir. Ama şüphesiz bu aşk, gençlik çağının aşklarına
benzemez.
Acaba,
aşk nasıl bir duygudur?
Tarifi
güç ama, bana sorarsanız;
-
Mutlulukla
mutsuzluğun çalışması,
-
Sevilenden
başkasını düşünememe, görememe hastalığı,
-
Başka,
ama güzel bir âlemde uyuşturulmuş gibi yaşıyor olmanın keyfi, ya da sersemliği;
-
Bazen
doruktaki sevginin, bazen dayanılmaz acıların yumağıdır aşk.
Aşk sevmektir, ama, yukarıda
sayılanların çoğunu içermiyorsa aşk değildir. Bu nedenle sevdiğimiz çoktur ama,
aşık olduğumuz genelde tekdir.
*
Gelin
bir de sözcüklerdeki aşk tariflerine bir göz atalım.
Önce
aşk için bir sözcük bulunmuş. Sevi.
Sevmek
sözcüğünün ilk hecesi “sev” alınmış, buna “i” harfi eklenmiş, olmuş “sevi”,
yani aşk.
Aşkın gizemine ve ruhu okşayan ses güzelliğini
bulabiliyormusunuz bu sevi sözcüğünde? O güzelim Şiir sözcüğüne “yır” denmesi
gibi bir şey.
Ve
şöyle tarif etmişler aşkı;
1-
“İki
kişi arasındaki duygusal yakınlıktan ve Cinsel çekicilikten doğan tutkulu
duygu.”
Ayrıca da;
a)
“Biriyle
cinsel ilişkide bulunmaya, sevişmeye “Aşk yapma”,
b)
“Cinsel
ilişkide bulunulan, sevişilen yere de “Aşk Yuvası”,
demişler.
Ve yine;
2-
“Kutsal
sayılan bir varlığa, ya da yüceltilmiş bir ideale duyulan içten, derin sevgi ve
güçlü bağlılık duygusu.”
“Tanrı aşkı, vatan aşkı,
insanlık aşkı gibi.”
Diye açıklamışlar.
Şüphesiz gerekli inceleme ve
araştırmalar sonundaki değerlendirmelere göre yapılmış bu
tarifler. Ama, aşkı tanımlayan birinci maddenin “a”
ve ”b” fıkralarını, sanırım benim gibi siz de kabullenemediniz.
Aşkta cinselliğin yeri olsa
da, salt olarak cinsel ilişkide bulunmayı “aşk yapma” olarak değerlendirmek,
aşkı hafife almaktır, aşka hakarettir.
Aşk yapılmaz, yaşanır. Onun
nasıl bir şey olduğunu da gerçek aşıklar bilir.
Aşıklar için “Aşk yuvası”
deyimine bir diyeceğimiz yok. Ama, sırf cinsel ilişkide bulunmak için
kullanılan mekâuların aşk yuvası olarak değerlendirilmesine itirazımız var.
Aşkın bir yüceliği, ulviliği
ve hatta kutsallığı vardır. Küçümsenemez, çirkinleştirilemez ve
yozlaştırılamaz.
Yazılı ve görsel iletişim
araçlarında sık sık aşktan söz edilir. Özellikle de televole ve benzeri magazin
programlarında.
Yazılan, gösterilen ve
anlatılanları, yakıştırıp ve benzeterek şöyle bir sıralayalım isterseniz;
-
D
ile E aşk yaşıyor.
-
F
ile G nin aşkları bitti.
-
Bayan
A ilk aşkına döndü.
-
Bay
B üçüncü aşkı olan bayan C ile görüldü.
-
Aşkı
Y ile evlenen Z, evliliklerinin üçüncü gününde boşanma davası açtı.
-
Bir
gecelik aşk.
-
Aşkıma
ihanet ettim.
Allah aşkına söyleyin, aşk sözcüğünün yukarıda sıraladığımız cümleler içinde ne işi var. Neredeyse aşk ile seksi eş anlamlı hale getirecekler. Zaten getirdiler ya.

